KÜTAHYA BAROSU ÇOKLU BAROYA HAYIR DEDİ

KÜTAHYA BAROSU ÇOKLU BAROYA HAYIR DEDİ


Baro Başkanı Av.Ahmet Atam ve baro avukatları Kütahya Adliyesi bahçesinde çoklu baroya hayır diyerek basın açıklamasında bulundu.

Baro Başkanı Av. Ahmet Atam'ın okuduğı basın açıklamaşı şöyle;

Değerli Meslektaşlarım, Değerli Basın Mensupları; Öncelikle katılımınızdan dolayı sizleri şahsım ve Yönetim Kurulum adına saygı ile selamlıyorum.

Malumunuz olduğu üzere iki aydır Avukatlık Kanunu üzerinde yapılması planlanan değişiklikler gündemdedir. Bu konuda Mayıs ayının başından beri gerek Kütahya Baro Başkanlığı olarak, gerekse TBB ve 80 baronun mutabakatıyla yayınlanan açıklamalarımızda defaatle; bunun sakıncalarından bahsettik, izah etmeye çalıştık.

Maalesef kaygılarımız hiç göz önüne alınmadı ve nihayet dün itibariyle yasa teklifi komisyonda görüşülmeye başlandı.

Pandemi süreci nedeniyle bugün esas meselemizin, ülkemizin ve mesleğimizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için çaba sarf etmek olduğu ve bu nedenle Avukatlık Kanunu’ndaki bu değişiklik girişimlerini doğru bulmadığımızı ve bu girişimlerin durdurularak, geri çekilmesini talep etmiş, avukatlarımızın ve barolarımızın ihtiyacı ve beklentisini karşılayacak bir çalışma olması gereğini, kanunun hazırlanması aşamasında asıl muhatabın Barolar ve TBB olması gerektiğini vurgulamış, birlikte müzakere etmemiz gerektiğini dile getirmiş, tüm bu hususları sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmıştık.

Barolar olarak, sürecin başlangıcından bu yana ortak bir tavrı sürdürme kararlılığı ile hareket ederek TBMM'ndeki görüşmeler dahil tüm süreçleri iyi niyetle ve titizlikle uygulayarak, zaman içerisinde bir çok olumsuzlukları ortaya çıkaracak olan bu projeden vazgeçilmesi talebimizi tüm muhataplar nezdinde ısrarla dile getirdik. Şahsen, başta Kütahya milletvekillerimiz olmak üzere erişebildiğim tüm vekillere bir bir anlatmaya çalıştım, öngördüğümüz bu tehlikeleri yazılı olarak da kendilerine gönderdim.

Bu gün bir kez daha dile getiriyoruz, kendilerine sesleniyoruz. Baroların parçalanması, birden fazla baro oluşturulması, buna bağlı olarak süreç içerisinde, ileride Türkiye Barolar Birliğinin parçalanması, baroya kayıt zorunluluğunun bertaraf edilmesi, avukatlık şirketleri vasıtasıyla şubeleşmenin getirilmesi, yurtdışı kaynaklı avukatlık ofislerinin Türkiye de faaliyet gösterebilmesinin önünün açılması ve meslektaşlar arasında çok sert bir ayrışmayı da barındıracak birçok tehlikeyi beraberinde getirecektir.

Yine malumunuz üzere, üç ayı geçkin bir süre pandemi nedeniyle adliyeler hemen hemen kapalı denilecek bir durumda idi. Önümüzde adli tatil var. Özellikle genç meslektaşlarımızın ekonomik olarak sıkıntı içinde olduğu, hatta bürolarını kapatmayı düşündüğü bu zaman diliminde, öncelikle bu sıkıntıların giderilmesine yönelik daha etkin bir çalışmanın yapılması gerekirken, hukukun üstünlüğünü tesis etmeye gayret eden, hak ve haklının yanında yer alarak görevini ifa eden avukatların, bir çok müzminleşmiş sorunlarının biran evvel halli gerekli iken; günümüz şartlarına ve beklentilere cevap veremeyen, bizlerinde değiştirilmesini ve güncellenmesini istediğimiz Avukatlık Kanunu üzerinde ciddi bir çalışma ile yenilenmesi gerekli iken, sadece bölünmeye sebep olacak bu tür çalışmalarla baroların gücünün kırılması, barolara bir şekilde dizayn verilmeye çalışılması, zaman içerisinde kabul edilemez bir çok sorunu ortaya çıkaracaktır. Ümit etmiyorum, umarım yanılıyorumdur fakat, görülecektir.

Barolar zannedildiği gibi, hiçbir siyasi düşüncenin oyuncağı veya arka bahçesi değildir, olmamalıdır da fakat; siyasetçiler tarafından da devamlı hedef olarak görülmesinden de vazgeçilmesi gerekmektedir. Bizim bir tek siyasetimiz var; o da hukuku üstün tutmaktır. Bu ise siyaset, evet bunun siyasetini yapıyoruz ve yapacağız. Baroların siyasetinden bahsediliyor, bu bölünme gerçekleşirse göreceksiniz, siyasetin baroları olacağı kesindir.

Baroların görüşleri dahi alınmadan, meslek mensuplarının tabi oldukları, birebir bizleri ilgilendiren yasal mevzuatın değiştirilmesi çalışmalarına gidilmesi fevkalade yanlıştır. Eğer bir yasa değişikliği yapılacaksa, bu değişikliklerin muhatabı olan bizlerin katılımı ile bir mutabakatın sağlanması gereklidir. Uzun süredir adliye koridorlarını görmemiş, bir şekilde meslekten kopmuş hukukçu vekillerle değil, işin mutfağındaki bizlerle bu çalışmanın yapılması gereklidir, şarttır.

Hukukun olmazsa olmazı, savunmadır. Savunmanın yegane unsuru olan avukatların bağlı olduğu baroları bölmek, bu kadim mesleğin disiplin ve mesleki değerlerinin deformasyonuna neden olur ve bunların kontrolünün sağlanamaması sonucunu doğurur.

*Başkaca barolar açılması demek; Hukukun üstünlüğü için mücadele vermesi gereken bir meslek kuruluşu olan baroların, farklı dünya görüşü ve hatta etnik kökene dayalı, kendi ideolojilerine göre oluşumlar şeklinde ortaya çıkacak baroların kurulması demektir.

*Bunun neticesinde ise, aynı ideoloji, inanç, dünya görüşü, etnik köken etrafında yapılanan baroların, bir süre sonra TBB’ye alternatif olarak kendi federasyon, konfederasyon, platform gibi yapılanmalar da kurarak ülkede daha fazla ayrışmaya, parçalanmaya yol açmaları demektir.

*Alternatif baro açılması demek; yargının diğer mensuplarının soruşturma-kovuşturma-yargılama yaparken, iddianame-karar yazarken "ilgili avukatın bağlı olduğu baroya göre tavrını belirledi" şeklinde sürekli bir zan altında kalmasını ortaya çıkaracaktır, bu da yargının kaosa sürüklenmesi demektir. Yargıya güvenin bir şekilde daha da sarsılması demektir.

*Baroların bölünmesini istemek; devletin tekçi (üniter) yapısına darbe vurmak demektir. Hukuk Devletini yok etmek demektir.

*Baroların parçalanması demek, meslektaşlar arasında sert bir ayrışmaya neden olmak demektir. Düşünebiliyor musunuz? Adliyelerde her baronun, kendi avukatına ait ayrı bir bekleme odası olacak. Yani aynı mekanda dahi oturamayacakları kadar kesin çizgilerle birbirlerinden ayrışacakları, kestirilebiliniyor demektir.

*Alternatif baro demek; Türkiye’nin, yabancı hukuk şirketlerinin açık pazarı haline gelmesi, dolayısıyla mesleğin ve meslektaşın sonunu getirmek demektir.

*Baroların parçalanması demek; uzun yıllara dayalı emek ve tecrübeyle ulaşılan Zorunlu Müdafiilik ve Adli Yardım Hizmetlerinin aksaması, burada da karmaşaya yol açılarak nihayetinde vatandaşın mağdur edilmesi demektir.

Vatandaşın hak arama mücadelesinde yanında bulunan, yol gösteren, yargı erkinin savunma ayağının asli ve kurucu unsuru olan avukatlar ve barolar bir dernek, bir meslek odası veya bir sivil toplum kuruluşu olmayıp, üzerinde kamu kurumu niteliğini de barındıran meslek kuruluşlarıdır. Bu nedenle de devletin tekçi yapısına darbedir.

Belli sayıdaki hâkimin, belli sayıdaki savcının bir araya gelip kendi mahkemesini, kendi başsavcılığını, kendi adliyesini kurabilmesini sağlayabilecek bir düzenleme, belli sayıdaki polisin kendi Emniyetini kurması ülkemiz, devletimiz ve milletimiz için ne kadar vahim sonuçlar doğuracak ise; şu an için teklifteki 2.000 avukatın bir araya gelip kendi barolarını kurması, en az o kadar zararlı ve tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Dikkat ederseniz, şu an için diyorum. Zaman içerisinde bu sayı daha da aşağılara çekilecektir.

Ülkemizin sınırlarını sarmış ateş çemberinden ve kurulan hain planlardan kurtulma yolu, milli birlik ve beraberliğimizin güçlendirilmesi ile mümkündür. Milli birlik, hukukun üstünlüğü paydasında her vatandaşımızın kucaklaşmasıyla sağlanabilir. Hukukun üstünlüğü, bağımsız, tarafsız, güvenilir, adil bir yargı ile hayat bulur. Güvenilir yargının olmazsa olmaz şartı ise, avukatların bağımsızlığıdır. Müvekkil de dahil herkese karşı olması gereken bu bağımsızlık ise, bağımsız ve güçlü baroların varlığına bağlıdır. Parçalanmış barolarda bu bağımsızlığın olamayacağı, muhakkak bir yere aidiyetinin olacağı, şu veya bu şekilde birilerinin barosu olacağı ve birilerinin şucu veya bucu barosuna kayıt olunacağı kaçınılmazdır.

Neticede baroların parçalanması, bağımsız savunma yerine siyasete ya da başka ortaklaşmalara dayalı, tehlikeli oluşumlar yaratacaktır.

-Barolar, İnsan hakkı ihlallerinin karşısında durmak için vardır.

-Barolar, özgürlüklerimiz için vardır.

-Barolar, hak arama hürriyeti için vardır.

-Barolar, adil yargılanma hakkı için vardır.

-Barolar, işkence ve kötü muameleyi engellemek için vardır.

-Barolar, yargı bağımsızlığı için vardır.

-Barolar, şiddete uğrayan kadınlar ve katledilen kadınlar için vardır.

-Barolar, istismara uğrayan çocuklar için vardır.

-Barolar, halkın hak arama özgürlüğü için vardır.

-Barolar, yoksul insanların başvurabileceği hukuki yardımlar için vardır.

-Barolar, hayvan hakları mücadelesi için vardır.

-Barolar, çevre hassasiyeti için vardır.

-Barolar, adaletin, sağlığın, doğanın güvencesidir.

Değerli Meslektaşlarım Cumhuriyet’in ve elbette yargının vazgeçilmez kurumları olan barolar sessiz kaldığında, bu ülke üzerinde yaşayan ve adalete ihtiyaç duyan birçok insan, birçok değer sessiz ve kimsesiz kalır. Bizler, meslek değerlerimizden vazgeçmeyeceğimizi; meslek örgütümüzün içi boş, sesi kısık, cübbesi düğmeli yapılara indirgenmesine izin vermeyeceğimizi tarih önünde tüm kararlılığımızla bugün bir kez daha haykırıyor ve tarihe not düşüyoruz.