20 Mayıs Dünya Arı Günü: Arıların nüfusu azalıyor

20 Mayıs Dünya Arı Günü: Arıların nüfusu azalıyor


Dünya Arı Günü etkinlikleri; özellikle 2008-2009 yıllarında Amerika’dan başlayıp dünyaya yayılan toplu arı ölümleri sebebiyle farkındalığı arttırmak ve arıların önemine dikkat çekmek amacıyla 2 Haziran 2009 tarihinde başlatılan imza kampanyasıyla 29 Mayıs 2010 tarihinde dünya çapında kutlamaya başlandı.
Slovenya ile birlikte aralarında ülkemizin de bulunduğu, 115 ülkenin ortak sunuculuğunda, 20 Mayıs
tarihinin "Dünya Arı Günü" ilan edilmesine yönelik karar tasarısı, 20 Aralık 2017 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda oybirliğiyle kabul edildi.
İlk olarak 2010 yılında Ankara’da “Altın Yağmur” sloganıyla başlayan 1. Dünya Arı Günü etkinliklerinin bu yıl 12. sini kutlanıyor.
Ülkemizde “Arıları Koru Gençliği Yaşat” sloganıyla 2022 Dünya Arı Günü kutlamalarını bu yıl Tokat'ta gerçekleştirecek.

MEVCUT VERİLER IŞIĞINDA ARICILIĞIMIZ

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Genel Başkanı Ziya Şahin, 20 Mayıs Dünya Arı Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda şu açıklamalara yer verdi ; " Ülkemizde, 3000 endemik bitki, 12.000 doğal bitki türü ve 500 adedi nektar ve polen kaynağı olan bitki bulunmaktadır. Dünyada bilinen 27 bal arısı alt türünün 6 tanesi ülkemizde bulunmaktadır.
8,7 milyon koloni ile 2021 yılında 96 bin ton bal üretilmiş olup, 2022 bal üretim hedefimiz 110 bin tondur.
Sürdürülebilir bir yaşam için; Arıları korumanın önemine dikkat çekerek bir farkındalık oluşturmak amacıyla bu programı gerçekleştireceğiz.
Bildiğiniz gibi kedi, köpek gibi evcil hayvanlarla yabani hayata uyum sağlamış hayvanların korunmasına yönelik yasalarımızda Koruma Kanunu var. Ancak arıların korunmasına yönelik bir yasa henüz mevcut değildir. Biz, arıları ve doğayı sevenler olarak “ARI ÖNEMLİ İSE YASASI OLSUN” diyoruz.

ARICILIĞIN SEKTÖREL BOYUTU

Arıcılık sektörü; tarım için, gıda için, gelecek için stratejik bir sektördür. Eğitim ve beslenme gelecek nesillerimiz için belirleyici bir unsur olmakla beraber, sağlık gelecek için vazgeçilmezdir. Doğal bal üretmek ve bala sahip çıkmak arıcının sorumluluk anlayışının bir gereğidir. Doğal balın kesintiye uğramadan pazarlanması da arıcılarımızın temel beklentisidir. Bu konuda sözleşmeli arıcılık projemize yetkililerden destek çağrısında bulunuyorum. Bal yapısı gereği üretildikten sonra herhangi bir kimyasal işleme tabi tutulmadan insan tüketimine sunulan ender doğal ürünlerden biridir. Balın güvenilir ve kaliteli bir şekilde tüketiciye ulaştırılması önemlidir.
Ayrıca arı sütü, polen, propolis, apilarnil, arı zehri gibi birçok değerli besini insan tüketimi için,
gıda ve sağlık için arılar üretmektedir.

ARILARIMIZIN ÖNEMİ

DOĞADA TÜKETMEDEN ÜRETEN TEK CANLI BAL ARISIDIR !

Ülkemiz bir tarım ve hayvancılık ülkesidir. Arı tarımın vazgeçilmez bir unsurudur. Dünyamız, her geçen gün doğal kaynakların yok edildiği ve var olanların da tahribata uğradığı bir süreci yaşamaktadır. Tüm bu sebepler küresel iklim değişikliklerini hızlandırmakta, en çok zararı da bal arısı başta olmak üzere polinatör böcekler görmektedir. İnsanlardan önce var olan arının, insanlardan önce yok olmasını istemiyoruz !
Doğal bal, doğal çevre ve doğal şartlarda üretilir. Arılar ancak doğal çevrede yaşatılabilir !
BAL ÜRETİM ALANLARIMIZ NE KADAR DOĞAL TARTIŞILMAKTADIR?
Bunun için Arılarımızın doğadaki mücadelelerine bakmamız gerekmektedir.
PESTİSİTLERİN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ SÜRÜYOR

FAO (BM Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre; Türkiye’de son 4-5 yılda tarım ilacı kullanımı
yaklaşık %30 düzeyinde arttığı görülmektedir.
Günümüz tarımında yapılan yoğun pestisit kullanımı sonucu yabani polinatörlerin sayısının önemli
ölçüde azaldığı düşünülecek olursa, yegane tozlayıcı bal arıları olarak öne çıkmaktadır.
Özellikle neonikotinoid grubu pestisitler ve bilinçsiz pestisit kullanımı sebebiyle hemen hemen her
bölgemizde arı ölümleri yaşanmaktadır.

ÇÖZÜM NE OLMALI?

Çiftçi ile arıcı ortak menfaat çatısı altında buluşturulmalıdır. Çiftçinin üretimi ne kadar değerliyse
arıya da o değer verilmelidir.
Arı konaklamalarının güncel ve ulaşılabilir veri alt yapısında olması sağlanmalıdır.
Çiftçi ve arıcı ne zaman ne yapmalı Bakanlıkça belirlenmeli ve denetlenmelidir. Bu konu devlet
politikası haline getirilmelidir.

KARAMSAR TABLO ÇİZMEYE GEREK YOK!

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB); Türkiye’nin arılarını bölge bölge ıslah ederken, Türkiye’nin ballarının kimliklerini de çıkararak, hem ulusal kodekste yer almasını hem de uluslararası arenada tanıtılmasını sağlamaktadır. Ulusal örgütlenmesinin yanı sıra TAB, Dünya Arıcılık Federasyonu olan Apimondia'ya 2005 yılından itibaren ülke arıcılığını uluslararası arenada temsil etmek ve hak ettiği yere taşımak amacıyla üye olmuştur. Ülkemizin Dünya arıcılığındaki yerini pekiştirmek, arıcılık sektörümüzün Dünya’nın gerisinde olmadığını göstermek ve çam balımızı daha iyi tanıtmak amacıyla 2008 yılından günümüze kadar “Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi” yapılmıştır.
Yine bu kapsamda “Dünya Arıcılığının Olimpiyatları” sayılan Dünya Arıcılık Kongresini ülkemizde
gerçekleştirmek adına çalışmalar yaparak 45. Apimondia Kongresini 2017 yılında İstanbul'da organize
etmeye hak kazanmış ve Kongreyi düzenlemiştir. Bu başarı sayesinde 2022 Apimondia Kongresi, 24- 
28 Ağustos 2022 tarihlerinde ülkemizde gerçekleşecektir.

YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

 Kovan başı üretimimizi 25 kilogram üstüne çıkarmak için bal üretim alanlarımız planlı bir
şekilde arttırılmalı, mevcut alanlarımız verimli hale getirilmelidir.
 100 bin ha. Basralı çam orman alanları  200 bin ha. Arttırılmak üzere plantasyon
çalışmaları yapılmalıdır.
 Geven balı üretim alanlarımız genişletilmeli, geven bitkisi koruma altına alınmalıdır.

 Kestane gal arısı için biyolojik mücadele arttırılmalı, ayçiçeği ve pamuk arazilerinde
yapılacak arı konaklama zamanlarında pestisit kullanılmamalıdır.
 Islah edilen yerli arı ırk ve ekotiplerinin korunması ve ıslah merkezlerinin
sürdürülebilirliğinin sağlanması Tarım ve Orman Bakanlığı’nın arıcılık sektörü özelinde
öncelikli politikası olarak yer almalıdır.
 Flora ve genetik zenginliğimizin avantajını kullanarak tüm Dünya’da yaşanan küresel iklim
değişikliğine karşı ülkesel arıcılık politikası oluşturulmalıdır.
 Bitkisel tozlaşmada (polinasyon) Arının yarattığı katma değer çerçevesinde farklı destekleme
modelleri ile arıcılık sektör olarak desteklenmelidir.
 Sözleşmeli arıcılık modelinin birlikler vasıtasıyla tüm sektörde yaygınlaşması, kamuda destek
görmesi sağlanmalıdır.
 Arıcılık yönetmeliği ve ana sözleşmeler sektörün gelişmesine yönelik dizayn edilmeli ve
güncellenmelidir.
 TAB tarafından gerçekleştirilen girdi temin çalışmaları Bakanlığımızca desteklenmeli,
Birlikler mali yönden güçlendirilmeli ve üretimden pazarlamaya söz sahibi olması
sağlanmalıdır.
 Küresel iklim değişikliği ve artan maliyetler ile boğuşan Arıcılarımızın, gezgincilik ve üretim
faaliyetinden kopmamaları için koloni başına aldığı 20 TL desteğin yanı sıra ilave destek
verilmelidir
Üniversitelerin, Bakanlığımızın ve Birliklerimizin hazır olduğu şartlarda, umarız ki gelecek yıl
arıcılarımızın gezginci arıcılıkta yaşadığı sorunlardan söz etmeyiz.
 Umuyoruz ki; Arılarımız zehirsiz doğal alanlarda bizlere bal üretir.
 Umuyoruz ki; Arıcılarımızın ürettiği arı ürünleri kayıt altına alınır.
 Umuyoruz ki; Tüm dünyada olduğu gibi Arı Sağlığı konusunda Toplu Mücadele Programları
tüm ülke genelinde uygulanır, Arıcılık sektörü diğer sektörler kadar desteklenir.
 Umuyoruz ki; bugüne kadar arıcılarımıza girdi kullanımı ve pazarlama konusunda destek
olunmadı, gelecek yıl bu sorunlardan söz etmeyiz.