Harika Güral ; Anadolu Kaplanları Dönüşüyor 

Harika Güral ; Anadolu Kaplanları Dönüşüyor 



Türk İş dünyasının başarılı ismi Harika Güral, ulusal yayın yapan Posta Gazetesi Ekonomi Sayfasında  “ Anadolu Kaplanları Dönüşüyor” başlığında bir makale kaleme aldı.
Güral Porselen CEO’su Harika Güral ‘ın iş dünyasında başarının sırları ve iş hayatında kadınlara fırsat verilmesi konularını öne çıkaran makalesi şu şekilde ;
Bu satırları doğduğum ve doyduğum şehir olan Kütahya’da, sektöre yön veren Güral Porselen Fabrikasında yazıyorum.
Ben küçükken Anadolu sermayesine “Anadolu Kaplanları” denirdi. Benim de gözümün önüne bıyıklı, gözlüklü, göbekli, saçlarının yarısını kaybetmiş amcalar gelirdi. O dönemde saç ekimi yoktu, spor yapıp vücudunu ve ruhunu fit tutup yaşını göstermeyenler yoktu, en önemlisi iş dünyasında kadın yoktu !
Aslında tüm Türkiye’de Anadolu Kaplanları olarak ünlenen, bulundukları kentlerin dinamosu şirketlerin hemen hepsinde yukarıda betimlemeye çalıştığım iş örgüsü hakimdi. Çok küçük istisnalar dışında erkek girişimcinin kurduğu Anadolu Kaplanları, var oldukları şehirlere ve ülkesine üstün hizmetler sundu yıllar boyu.
Bizim şirketlerimizin hikayesi rahmetli dedem Ali Güral’ın  1948’de kurmasıyla başlar. Ardından ikinci kuşak ile  yürütülen faaliyetler Kütahya sınırını aşar, Türkiye’ye mal olur. 
Ben Güral  Ailesinin 3. kuşak yöneticisiyim. İşletme üzeri finans eğitimi aldım. Yanı sıra Sanat Tarihi üzerine çalışmalarım oldu. Biz ikinci ve üçüncü kuşak neslin devreye girmesi, Anadolu Kaplanları’nda da kadının adının fazlası ile duyulduğu dönemlerin başlangıcını oluşturduk. 
Benim Güral Grubu’ndaki yolculuğum aslında Anadolu merkezli tüm şirketlerde benzer şekli ile yaşanmıştır diye düşünüyorum.Eğitimlerimin ardından aile şirketlerimizde kariyer basamaklarının ilk halkalarından iş yaşamına dahil oldum. Muhasebeden başladım, kurumsal PR kısmında yer aldım; fuarların sorumluluklarını üstlendim, proje geliştirme yaptım, satış pazarlama müdürümüzün ayrılmasıyla bu bölümün sorumluluğunu paylaşmaya başladım. Şu an tüm satış pazarlama kanallarımıza bakıyorum.
İsmet Güral ve ailesi olarak porselen konusunda önce şehrimizi Türkiye’de, sonra güzel ülkemizi dünyada tanıtıyoruz. Anadolu’dan çıkıp birkaç yüz yıllık geçmişi olan firmalarına kafa tutuyoruz ve “Made in Turkey” damgasıyla dünyaya satıyoruz. Güral Porselen’in sloganı “ Dünyanın Porseleni”dir. Bu sloganın hakkını veriyoruz. 
Dünyaya sadece porselen ile kafa tutmuyoruz, devlet destekli ilk Ar-Ge merkezinin sahibiyiz. Türkiye’nin ilk ışığı geçirgen şeffaf krem renkli bone porselenini üretiyoruz. Türkiye’de kare bone yemek takımını üretebilen tek fabrika olarak, Çin’den gelen ithalata balta vurup cari açığın azalması için üstün çaba sarf ediyoruz. Kazandıklarımızı bu topraklara geri vermek için sürekli yatırım yapıyoruz. 
Peki tüm bunları yaparken, kadın olarak katkımı merak ediyor olabilirsiniz…
Adil ve akıllıca hareket etmeye özen gösteririm. Fizibiliteye önem veririm. Plansız ve programsız çalışmaktan kaçınırım fakat doğaçlamaya yer bırakırım. Herkesi dinlerim, opsiyonlu düşünmeye gayret ederim. 
Güral Vitrifiye fabrikamız ile Almanya’da Red Dot Design ödülünü aldık. Bu ödülün tasarımcısı da aslında avukat olan annem Nesrin Güral’dır. İş hayatında rol modelim cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkesin çok çalışması gerektiğini gösteren anneciğim oldu.
Şirketlerimiz büyürken ben öğretim için New York’a gittim, Paris’e gittim, TÜSİAD Üyesi oldum, DEİK Üyesi oldum, Slovakya, İspanya, Fransa iş konseyleri yürütme kurulu üyesi olarak sivil toplum örgütlerine, ülkeme hizmet ettim.
Kadınların, iş yaşamlarında farkındalık yaratmak için ayrı bir gayret içinde olduklarına inanıyorum. Sevgili anneciğim, bir taraftan sanayi gurubumuzda inovatif çalışmalara imza atarken, diğer yandan turizm tesislerimizde sağlıklı beslenme ve doğal ürünler üzerine projeler geliştirdi. Kadın hassasiyeti ile anne şefkati ile hizmet alanında fark yaratmaya odaklandı ve hepimize rol model oldu.
İş yaşamında kadınların büyük resim odaklı hizmet ürettiklerine inanıyorum.  Daha yumuşak ve birleştirici bir yönetim tarzları oluyor. Kaynakları daha verimli kullanıyorlar. Kavga yerine güç birliğini tercih ediyorlar. Kadın patronlar Anadolu sermayesi, Anadolu Kaplanları gibi terimlerle yetinmiyorlar, ülkelerinde bir sektör yaratıp bunu dünyaya açıyorlar. Gerektiği yerde spor ayakkabı, gerektiği yerde topuklu ayakkabı giyiyorlar, ama başarılı olmak için koşuyorlar. Ve her daim yorulmadan koşmayı sürdürecekler.