3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası: Organ bağışı nedir, nasıl yapılır?

3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası: Organ bağışı nedir, nasıl yapılır?


3-9 Kasım tarihleri arasındaki hafta, Organ Bağış Haftası olarak kutlanıyor. Bu hafta kapsamında düzenlenen etkinliklerle, organ bağışının önemine dikkat çekilmeye çalışılıyor. İl Sağlık Müdürlüğü Organ Nakli Koordinatörü Dr. Korhan Sunar, yazılı bir açıklama ile organ bağışı ve bu haftaya ilişkin bilgiler verdi. 

Verilen bilgilere göre Organ bağışının yetersizliği ülkemizin önemli sağlık sorunlarından biri olarak karşımızda durmaktadır. Hayata tutunabilmek için tek seçenekleri organ nakli olan hasta sayısı ne yazık ki her geçen gün artmaktadır. Bugün ülkemizde böbrek, karaciğer, kornea ve kalp nakli için bekleme sırasında kayıtlı olan hasta sayısı 30.000 civarındadır. Bu rakam sadece nakil merkezlerine kayıtlı olan resmi rakamları ifade etmektedir. En az bu rakam kadar nakil merkezine kaydı olmayan organ yetmezlikli hasta olduğunu düşünecek olursak karşımıza çıkan rakamların ne denli ürkütücü boyutlarda olduğu aşikardır. Buna karşılık yapılan nakil sayısı ne yazık ki çok yetersizdir. Her yıl 6.000-7.000 kişi de organ nakli beklerken hayatını kaybetmektedir. Tüm bu verilerin ışığında ülkemizin organ açlığı çektiğini söylemek yanlış olmaz.

Peki ülkemizde organ bağışı neden bu kadar az olmaktadır? Bunun pek çok nedeni var. En önemli eksiklik dini bilgilendirme konusunda yaşanan yetersizliktir. Yüce dinimiz İslam’ın organ bağışına karşı olmadığını söylemek çok da yersiz bir ifade olmaz. Zira kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim Maide Suresi 32. Ayetinde mealen “Her kim ki birini yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur” buyurmaktadır. Yine Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 06.03.1980 tarih ve 396 sayılı kararında organ naklinin caiz olduğuna dair fetvası bulunmaktadır. Bu bilgiler dikkatle değerlendirildiği zaman dinimizin organ bağışına engel olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.

Organ bağışının önündeki önemli engellerden bir tanesi de toplumsal duyarsızlıktır. Bizim acımızın, başka insanların yaşaması için tek çare olduğunu düşünerek hareket edilecek olursa inanıyoruz ki bağış sayısı giderek artacaktır. Sevdiğimiz bir yakınımızı kaybettiğimiz zaman onun sağlığında kullandığı saat, kolye vb. eşyaları hatıra olarak saklar, günlük hayatımızda bu eşyaları kullanarak onları sürekli anmak isteriz. Kaybettiğimiz bu yakınımızın kalbinin başka bir insanın hayat umudu olarak nakledilmesine izin verdiğimiz zaman, onun canlı bir parçasını yaşamımız boyunca görme ve onun kalbinin atışlarını dinleme şansımızın olduğunu hiç düşündünüz mü? Kaldı ki bu nakle izin verdiğimiz zaman o organla hayata tutunan hiç tanımadığımız bir insan, ömrü boyunca kendisine bağışta bulunarak hayatta kalmasını sağlayan insana her gün hayır duası etmekte, yakınlarına minnet ve şükran duymaktadır. Bu dünyadan göçüp gittikten sonra hangimiz arkamızdan edilen içten bir dua istemez?

Organ bağışı konusunda yaşanan ön yargıları ve yanlış bilgilendirmeleri bir kenara bırakıp, insani duygularla hareket ederek bağış sayısını arttırmamız gerekmektedir. Burada toplumun tüm kesimleri birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeli, organ bağışının bir insanlık görevi, bir hayat bağışı olduğunun farkında olarak buna göre hareket etmesi gerekmektedir.